Görüntü
Ya Dişlerim Eski Haline Geri Dönerse
diş taşı

Günümüzde çoğu insan diş telleri hakkında pek çok bilgi sahibidir ancak bunların bir kısmı hatalıdır.. Kimisi etkili bir yöntem olmadığını, kimisi can acıtıcı ve kanamalı bir yöntem olmadığını düşünürken kimisi rahat yiyip içemeyeceğinden şikayeçi olmaktadır. Burada tek tek başvuran kişiler  için önem arz eden ve tedavi hakkında yanlış algılar geliştirmesine sebep olan durumlara bakalım:

Diş telleri sadece çok şekil bozukluğuna sahip kişilerde kullanılan bir yöntem olarak görülmez. Her yaştan kişi gerekli görüldüğünde bu yöntemi kullanabilmektedir, tercih edebilmektedir.. Dişler sabit bir yapıda olmadığından ötürü tel ile hareket edebilirler ve bu durum yaşam boyu değişim göstermez. Kişinin yaşının kaç olduğunun bir önemi yoktur. Belirli bir yaşa gelindikten sonra uygulanan tedavinin uygun şekilde ilerlemeyeceğini ifade etmek yanlıştır. Dişlerin düzelme süreci diş yapısı ve bozukluk derecesinden oldukça etkilenmektedir.. Kişinin yaşı dişlerin düzelme süresince kesin belirleyici bir faktör değildir.

Tedavi sürecinin uzun olduğu inancı da bireyden bireye farklılık göstermektedir. Diş tedavisinde ilk olarak muayene yapılır. Gerek görülen tetkikler yapılmalıdır. Yapılmasında yarar olacaksa dolgu yapılmalıdır, varsa çürükler düzeltilmeli, fazlaysa ve başka çözüm yolu yoksa dişler çekilmelidir. Eğer doktor kontrollerini aksatmıyor randevularına aksatmadan gidiyor, ağız bakımınıza özen gösteriyorsanız tedavi sürecini hızlandırabilirsiniz.

Burada üzerinde durulması gereken bir diğer durum ise sürekli diş çekiminin olmadığı bir tedavi yönteminin olduğunun düşünülmesidir. Ortodontist gerekli gördüyse, çocuklarda düşmemiş süt dişleri var ise diş çekimi ortaya konabilir. Her doktor her süreçte fazlaca diş çekme eğilimi göstermez. Ayrıca ortodontik tedaviyi her doktor uygulama becerisinde değildir. Bu yüzden ortodonti uzmanı olmayan doktorların işlemi yapmaması gerekir. Uyguladığı kuvvet diş köklerine, minelerine zarar vermez. Ancak doğru müdahale önemlidir.

Canının çok acıyacağı düşüncesi da korkulan ve sürecin başlamamasına yol açan bir faktördür. Süreci daha kolay hale getiren aletlerle ağzın açılmasından sonra tel takma işlemi başlar ve acımaz. Alışması için biraz kendinize zaman vermelisiniz. Bu süreçte dudak dil dengesinin sağlanması için de birkaç güne ihtiyaç duyulur. Telaffuzda hafif değişiklikler geçici olarak görülebilir. 

Artık sert besinlere son dedirtecek bakış açısına sahip olan kişiler de fazlaca bulunmaktadır. Bu duruma açıklık getirmek gerekirse sadece ilk günler alışamama durumunuzdan ötürü bazı besin türlerini yerken zorluklar çekilebilir, bu yüzden daha yumuşak yapıda olan besin türlerini tercih etmekte fayda vardır. Zamanla alıştıkça istediğiniz besin türünü tüketebiliriz. Sadece yapışkan, leke bırakıcı besin türlerinin temizliğinin zorluğundan ötürü tüketilmesine özen  gösterilebilir. Asitli içecekler yalnızca bu süreç için değil genel olarak diş sağlığı için tercih edilmemesi gereken besin türleri arasında yer alır. Eğer kullanmak istiyorsanız ne kadar miktarda olması gerekiyor, nasıl tüketmek daha uygun olur, ne sıklıkla dişleirn fırçalanması gerekiyor gibi soruların cevapları bilinmeli ve uygulanmalıdır. Ayrıca teller varken diş fırçalanmamalı düşüncesi de bu açıklamalara göre oldukça yanlış bir düşünce olarak kabul edilebilir. Amacımız diş sağlığını korumak ve temiz bir ağız oluşturmaktır. Aksine bir de diş fırçalamamak çürüklere ve bakterilere yol açacağından süreci tam tersine çevirecektir.

Dişlerin güçlendirilip sağlıklı olması için yapılan bu uygulamaların çürüklere yol açtığı inancı hatalıdır. Burada önemli olan gerekli özveriyi, temizliği sağlamaktır. Aralara giren besin artıkları önerilen aparatlarla düzgün temizlenmez ise orada kalarak çürümelere, ağız kokularına  hatta apselere ve çeşitli bakteri oluşumlarına yol açabilir. Uzun süreli, özenli bakım tüm sorunların önüne geçmede altın kuraldır. Zamanla dişlerin düzeleceği algısı yanlıştır. Mutlaka uygun tedavi yöntemi gerekir. Süresi ise kişiden kişiye, diş yapısından diş yapısına farklılık göstereceği için belirgin olarak tanımlanması uygun değildir.

Herkesin lastik kullanma gibi bir zorunluluğu yoktur. Sadece gerekli kişiler kullanabilir. Ortodontik tedavi 8 ay 2 yıl arasında değişiklik gösteren bir süreci kapsamaktadır, kimin ne kadar ne süre telleri kullanması gerektiği doktor muayenesinde kararlaştırılır.

Çocukların tedavisine 12 yaşından önce  başlanmaması gerektiği düşüncesi hatalıdır. Çocuklarda biberon çürükleri 1 yaşından itibaren gözlemlenebiliyor ve bu sebeple muayeneler erken dönemde başlanmalı ve çocuklar sürece hazırlanmalıdır.Çocuklarda süt dişlerinin yerine zaten yeni diş gelecek düşüncesi sağlıklı değildir. Yemeklerinden sonra dişlerinin fırçalamasına, ağızların çalkalamasına öenm gösterin. Dişçi kontrollerine çocukların sık sık götürülmesi gerekir. Çocuklar kendilerinin takıp çıkarabildiği, hareket ettirebildiği telleri kolaylıkla kullanma durumundadırlar. Takıp çıkarılması açısından kullanılması, temizliği de diğer seçeneklere göre oldukça kolaydır. Bu durum diş çürümelerinin önüne daha çok geçmektedir. Özellikle geleneksel kullandığımız tellerde arada besin artığı kalma riski fazla olduğu için çocuklarda bu yöntemin kullanılması daha etkili olacaktır.

Tellerin kopacağı düşüncesi üzerinde durursak; renklerin farklılaşması, metal-şeffaf olması tellerin dayanıklılığı konusuyla ilgili değildir. Her braketin kopma ihtimali olabilir ama burada önemli olan renginden ötürü olmadığıdır.

En önemli olan sorun ise tekrar dişlerin süreç öncesi eski haline dönmesi fikridir. Tedavi sürecinin etkin sonlanması adına, süreç bittikten sonra plak kullanımı ve sabitleyicilerin kullanılması gerekir. Bu kurallara dikkat edilmediği zaman düzelmelerde gerilemeler görülebilir. Ancak doktorun önerilerine uyan kendi sağlığına önem veren bireyler bu durumlarla karşılaşmazlar.

Porselen braketlerin çabucak kırılması ve dayanıksız olması fikri de doğru değildir. Burada önemli nokta o porselenin yapısı sağlam olup olmamasından kaynaklanır. Doktorun diş yapınıza uyan size önerdiği seçenekleri değerlendirerek tercihinizi işbirliği içinde yapabilirsiniz. Her plak her hastaya uygun olmayabilir, bunun uygun tespitinin yapılması gerekmektedir. Şeffaf plakların hangi hastaya ne şekilde uygulanabileceği bilgisinde sınırlar vardır. Doktor muayenesi ile gerekli olan bilgilendirme yapılacaktır.Şeffaf teller gerektiğinde çıkarılabilir özellikte olduğu için, hastaların kullanımını da kolaylaştırmaktadır, tercih etme oranı git gide artış göstermektedir. Burada şeffaf plaklar ile diğer şeffaf estetik braketler arasındaki farklara da değinmek gerekir. Şeffaf diş teli tedavisinde braketler ve teller kullanılmaktadır. Şeffaf apareyler ise görünmeyen tel kullanılmayan tedavi olarak bilinmektedir. Dişlerin kalıbı alınır. Bu durumda şeffaf düzeltici plaklar kullanılabilir. Burada da metal teller gibi aynı diş yapılarını korumak için öne sürülen kurallarına dikkat etmek gerekir. Yapışkanlı, dişte leke bırakabilecek besin türlerinden uzak durmak daha sağlıklı olacaktır. 

Sürekli dişleri fırçalamak dişleri daha beyaz yapmaz, bu durum hakkında net bir bilgi yoktur. Diş taşlarının alınması tedavide iyileştirici ve gelişimi hızlandırıcı bir noktadır. Bu yüzden temizlemelerin gerekli ve özenli olması da gereklidir.

Diş tellerini takma sürecinin acı verici olduğu ve uzun sürdüğü düşüncesinde hatalar vardır. Teller belirli sıra çerçevesinde takılır, bu işlem kısa bir sürede tamamlanır. Daha sonraki muayenelerde tellerin sıkılması sırasında da acı hissedilmez. 

Tedavi süresi bittiğinde de tellerin çıkarılma işleminin yapılması gerekmektedir. Bu aşamada özel aparatlar kullanılır ve böylece üzerlerindeki yapıştırıcıların temizlenmesi sağlanır. Temizleme ve çıkartma işlemi boyunca da herhangi bir acı ağrı hissetmezsiniz. Sadece temizliğin önemini oldukça vurguladığımızı belirterek eğer ağız bakımı dikkatli yapılmazsa aralarda diş taşları, besin artıkları kalır bunların temizlenmesi zorluk çıkartabilir diyebiliriz.

 


Share: